Boşanmada Kusur Neye Göre Belirlenir? Güncel 2026 Rehberi

Boşanmada Kusur Neye Göre Belirlenir? Güncel 2026 Rehberi

Boşanmada kusur tespiti, evlilik birliğinin sarsılmasına yol açan olayların kronolojik incelenmesiyle yapılır. Ağır kusurlu olan eş tazminat ödemekle yükümlü kılınır ve nafaka talep edemez. Eşlerin barışması veya evliliği sürdürmesi geçmiş kusurları affedilmiş sayar. Kusur, hukuka uygun toplanan tanık beyanları ve mesajlaşma kayıtları gibi delillerle ispatlanır.

Evlilik birliğinin sonlandırılması kararı, sadece duygusal bir ayrılık değil, aynı zamanda ciddi mali ve hukuki sonuçları olan bir süreçtir. Bu süreçte en çok merak edilen ve davanın gidişatını belirleyen temel unsur kusur kavramıdır. 1987 yılından bu yana İstanbul Barosu’na kayıtlı bir boşanma avukatı olarak meslek hayatımda gözlemlediğim en büyük yanılgı, tarafların kendi haklılıklarını kanunun aradığı teknik ölçütlerle değil, tamamen kişisel kırgınlıklarıyla ölçmeye çalışmalarıdır. Oysa Türk Medeni Kanunu çerçevesinde kusur, tamamen somut delillerle ve yargısal içtihatlarla şekillenen nesnel bir kavrama dayanmaktadır. Boşanma davalarında kusur tespiti, davanın mali sonuçları olan maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası taleplerinin kaderini belirleyen en temel unsurdur. Kusur dağılımı doğru yapılmadığı takdirde, haklı olan tarafın dahi hak kaybına uğraması kaçınılmazdır.

Boşanmada kusur tespiti

Boşanma davalarında kusur tespiti, davanın açıldığı tarihten önceki olayların kronolojik olarak incelenmesi ve ispatlanan iddiaların hukuki değerlendirmesiyle yapılır. Aile mahkemesi hâkimi, her iki tarafın sunduğu delilleri ve tanık beyanlarını serbestçe takdir ederek tarafların kusur derecelerini belirler.

Kusur tespiti yapılırken mahkeme, iddia edilen her bir eylemin evlilik birliğinin sarsılmasına ne derece etki ettiğini araştırır. Kanun koyucu, hâkime bu konuda geniş bir takdir yetkisi tanımıştır. Ancak bu yetki keyfi olmayıp, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarıyla çizilen sınırlar dahilinde kullanılır. Yıllar önce kaleme aldığım aile hukuku kitabımda da vurguladığım gibi, kusur tespiti yapılırken sadece tek bir olaya odaklanmak yerine, evliliğin genel gidişatını ve tarafların karşılıklı tutumlarını bütüncül bir bakış açısıyla ele almak gerekir. Örneğin, tek bir tartışmada sarf edilen anlık bir söz ile yıllar boyu süregelen sistematik aşağılama eylemi aynı kusur derecesinde değerlendirilmez.

Uygulamada sıkça karşılaştığımız bir durum ise, ceza davalarındaki beraat kararlarının aile mahkemesini doğrudan bağlamadığı gerçeğidir. Hakaret iddiasıyla açılan ceza davasında delil yetersizliğinden beraat eden bir eş, hukuk mahkemesindeki tanık beyanları ve diğer yan delillerle boşanma davasında kusurlu bulunabilir. Bu nedenle ceza mahkemesinde beraat etmiş olmak, boşanma davasında kusursuz olduğunuz anlamına gelmez. Aile mahkemesi, kendi usul kuralları ve ispat hukuku çerçevesinde bağımsız bir değerlendirme yapar.

Boşanmada kusur sayılan haller nelerdir?

Boşanmada kusur sayılan haller, evlilik birliğinin taraflara yüklediği sadakat, birlikte yaşama, karşılıklı destek ve saygı yükümlülüklerine aykırı her türlü davranışı kapsar. Türk Medeni Kanunu kapsamında bu davranışlar fiziksel, psikolojik, ekonomik ve sosyal şiddet olarak sınıflandırılmaktadır.

Evlilik birliğinin sarsılması nedeniyle açılan çekişmeli boşanma davalarında, tarafların ileri sürebileceği kusurlu davranışlar sınırsızdır. Kanun koyucu her bir kusurlu eylemi tek tek saymamış, genel bir çerçeve çizmiştir. Bu çerçevede, eşlerin birbirine yönelik gerçekleştirdiği eylemler şu temel başlıklar altında toplanır:

  • Fiziksel Şiddet: Eşe vurmak, darp etmek, fiziksel bütünlüğüne zarar verecek her türlü eylemde bulunmak kusur sayılan en ağır hallerdendir.
  • Psikolojik Şiddet: Eşi sürekli aşağılamak, hakaret etmek, tehdit etmek, fiziksel görünüşü veya ailesiyle dalga geçmek, sosyal ortamlarda küçük düşürmektir.
  • Ekonomik Şiddet: Eşin çalışmasına haksız yere engel olmak, evin geçimi için gerekli maddi katkıyı sunmamak, geliri kasten gizlemek veya aşırı cimrilik göstermektir.
  • Sosyal Şiddet: Eşin ailesiyle veya arkadaşlarıyla görüşmesini engellemek, onu sosyal hayattan tecrit etmek ve eve hapsetmektir.

Tüm bu eylemlerin varlığı durumunda, davanın seyrini değiştirecek olan en temel adım, bu davranışların Boşanma Sebepleri Nelerdir? Özel ve Genel Nedenler kapsamında mahkemeye doğru şekilde sunulmasıdır. Davada ileri sürülen iddiaların somutlaştırılması ve delillendirilmesi, hâkimin kusur kanaatini oluşturmasında en belirleyici etkendir.

Psikolojik İddialar ve Duygusal Şiddet

Duygusal şiddet, fiziksel bir iz bırakmasa da evlilik birliğini temelinden sarsan en yaygın kusur türlerinden biridir. Eşlerden birinin diğerini sürekli olarak başkalarıyla kıyaslaması, aile üyelerine yönelik hakaretlerde bulunması veya eşinin mesleki gelişimini kasten engellemesi bu kapsama girer. Yargıtay kararlarında, eşe küçük düşürücü ifadelerle hitap edilmesi ağır psikolojik şiddet ve kusur olarak kabul edilmiştir. Bu tür eylemlerin süreklilik arz etmesi, evliliğin devamını imkansız kılan en önemli etkenlerden biridir.

Ekonomik İhlaller ve Maddi Baskı

Ekonomik şiddet, eşin maddi kaynakları bir cezalandırma veya kontrol aracı olarak kullanmasıyla karakterize edilir. Eşin çalışmasına izin vermemek, eve gerekli harcamaları yapmaktan kaçınmak veya kazanılan paranın tamamını elinden almak bu kapsamda değerlendirilir. Uygulamada, eşlerden birinin kumar oynamak suretiyle ailenin ekonomik varlığını tehlikeye atması veya aile konutuna haciz gelmesine sebebiyet vermesi ağır bir ekonomik kusurdur. Aile mahkemeleri, bu tür durumlarda ekonomik özgürlüğü kısıtlanan eşin lehine tazminata hükmetmektedir.

Boşanmada ağır kusurlar nelerdir?

Boşanmada ağır kusurlar, evlilik birliğinin devamını diğer eş için çekilmez hale getiren ve sadakat ya da can güvenliği gibi temel hakları doğrudan ihlal eden ağır eylemlerdir. Bu eylemler genellikle özel boşanma sebeplerini oluşturan veya ceza kanunlarında da suç olarak tanımlanan fiillerden oluşur.

Hukukumuzda ağır kusur, tarafların evlilik yükümlülüklerini çok ağır bir şekilde ihlal ettiği ve evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına doğrudan neden olduğu durumları ifade eder. Yargıtay kararlarında ağır kusur olarak kabul edilen bazı başlıca haller şunlardır:

  • Eşin hayatına kastetmek, onu öldürme planları yapmak veya ağır yaralamak,
  • Eşe yönelik sistematik ve sürekli fiziksel şiddet uygulamak,
  • Eşi başka biriyle aldatmak, yani sadakatsizlik eyleminde bulunmak (ayrıntılı bilgi için Zina Nedeniyle Boşanma 2026 — İspat Şartları ve Mal Paylaşımı rehberimizi inceleyebilirsiniz),
  • Eşi haksız yere evden kovmak, kilidi değiştirmek veya konuta girmesini engellemek,
  • Haysiyetsiz bir yaşam sürmek, kumar oynamak, uyuşturucu bağımlılığı nedeniyle aileyi tehlikeye atmak,
  • Eşine ve çocuklarına yönelik cinsel istismar veya ağır cinsel şiddet eylemlerinde bulunmak.

Bu eylemlerden birinin varlığı, mahkeme tarafından tespit edildiğinde, o eşin ağır kusurlu olduğuna karar verilir. Ağır kusurlu bulunan eş, davanın mali sonuçlarından en ağır şekilde etkilenir. Özellikle tazminat sorumluluğu ve nafaka yükümlülüğü bu tespit doğrultusunda şekillenir. Kusurun ağırlığı, karşı tarafın uğradığı manevi yıkımın da bir göstergesi olarak kabul edilir ve tazminat miktarının yüksek belirlenmesine neden olur.

Boşanmada kadının ağır kusurlar nelerdir?

Boşanma davalarında tarafların cinsiyetine göre özel bir kusur tanımı bulunmamakla birlikte, Yargıtay kararlarında kadının kusurlu bulunduğu bazı spesifik eylemler ağır kusur olarak kabul edilmektedir. Bu eylemler genellikle sadakat yükümlülüğünün ihlali, aile birliğine zarar verme ve haksız suçlamalardan ibarettir.

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, boşanma davalarında kadının ağır kusurlu sayıldığı başlıca haller şunlardır:

  • Eşe ve Ailesine Ağır Hakaretler: Kadının, eşine veya eşinin anne-babasına yönelik sürekli, küçük düşürücü, ağır hakaretlerde bulunması, küfretmesi ağır kusur olarak değerlendirilir.
  • Asılsız Sadakatsizlik İthamı: Kadının, eşinin kendisini aldattığına dair toplum içinde veya aile ortamında hiçbir delili olmaksızın asılsız ithamlarda bulunması, kocasının onurunu zedelemesi ağır kusurdur.
  • Müşterek Konutu Sebepsiz Terk Etmek: Haklı bir neden olmaksızın, evlilik birliğinden kaçmak amacıyla müşterek konutu terk etmek ve eve dönmemek ağır kusurlu bir davranıştır.
  • Eşin Cinsel İlişkiden Kasten Kaçınması: Tıbbi bir engel bulunmadığı halde, kadının eşiyle cinsel birliktelik yaşamaktan sürekli ve kasten kaçınması, evlilik birliğinin temel yükümlülüklerinden birinin ihlali olarak ağır kusur sayılır.
  • Sadakatsizlik ve Güven Sarsıcı Davranışlar: Kadının başka bir erkekle duygusal veya fiziksel ilişki yaşaması ya da bu yönde ciddi şüphe uyandıracak güven sarsıcı davranışlarda bulunması ağır kusurdur.

Bu davranışların ispatlanması halinde, aile mahkemesi kadının ağır kusurlu olduğuna hükmeder. Bu konuda daha detaylı yargısal değerlendirmeleri ve Yargıtay kararlarını incelemek için partner sitemizde yer alan Boşanma Davasında Kadın Nasıl Haksiz Olur Agir Kusur Sayilan Haller başlıklı yazıyı incelemenizi öneririm. Kadının ağır kusurlu bulunması, maddi haklarını kaybetmesine ve nafaka talebinin reddedilmesine yol açmaktadır.

Boşanmada erkeğin ağır kusurları nelerdir?

Erkeğin ağır kusurları, evlilik birliğinde eşine ve çocuklarına yönelik fiziksel şiddet uygulama, ailenin geçimini kasten sağlamama ve sadakat yükümlülüklerine aykırı davranma gibi temel ihlalleri kapsar. Yargıtay kararlarında bu davranışlar evlilik birliğinin sarsılmasındaki ana etkenler olarak değerlendirilmektedir.

Yargıtay kararları incelendiğinde, boşanma davalarında erkeğin ağır kusurlu kabul edildiği başlıca durumlar şu şekildedir:

  • Sistematik Fiziksel Şiddet: Erkeğin, eşine yönelik düzenli fiziksel güç uygulaması, darp etmesi, can güvenliğini tehdit edecek eylemlerde bulunması en ağır kusur hallerindendir.
  • Ekonomik Sorumluluklardan Kaçınma: Erkeğin, çalışabilecek durumda olmasına rağmen çalışmaması, evin temel ihtiyaçlarını karşılamaktan kasten kaçınması ve ailesini maddi zorluk içinde bırakması ağır kusurdur.
  • Eşi Evden Kovmak ve Kilidi Değiştirmek: Erkeğin eşini rızası dışında müşterek konuttan uzaklaştırması, eve girmesini engellemek için anahtarı değiştirmesi ağır kusurlu bir eylemdir.
  • Ağır Hakaret ve Aşağılama: Eşinin fiziksel özellikleriyle, ailesiyle veya eğitimiyle sürekli dalga geçmek, onu toplum içinde ve aile ortamında küçük düşürücü ifadelerle aşağılamak ağır kusurdur.
  • Sadakatsizlik ve Paralel Hayat Sürmek: Erkeğin başka bir kadınla fiilen evliymiş gibi yaşaması, sadakat yükümlülüğünü açıkça ve sürekli bir şekilde ihlal etmesi ağır kusur teşkil eder.

Erkeğin bu eylemlerinden biri veya birkaçından dolayı aile mahkemesi erkeğin ağır kusurlu olduğuna karar verir. Bu durum, kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabul edilmesini ve yüksek miktarlarda nafaka alabilmesini sağlar. Erkek, kendi kusurlu davranışlarının bedelini tazminat ve nafaka ödeyerek karşılamak durumunda kalır.

Kusurun Nafaka ve Tazminat Taleplerine Etkisi Nedir?

Boşanmada kusur derecesi, tarafların talep edeceği maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakasının miktarını doğrudan belirleyen en temel kriterdir. Kanuna göre, daha ağır kusurlu olan tarafın diğer taraftan tazminat alma hakkı bulunmadığı gibi, nafaka talebi de reddedilir.

Türk Medeni Kanunu’nun ilgili maddeleri uyarınca, kusur derecesinin boşanmanın mali sonuçlarına etkisi şu şekildedir:

  • Maddi ve Manevi Tazminat: TMK m. 174 hükmüne göre, sadece kusursuz veya daha az kusurlu olan taraf, kusurlu olan diğer taraftan tazminat talep edebilir. Eşit kusurlu eşler birbirinden tazminat alamazlar. Detaylı tazminat hesaplama kuralları için Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminat Nasıl Hesaplanır? Kapsamlı Rehber içeriğimizi inceleyebilirsiniz.
  • Yoksulluk Nafakası: TMK m. 175 uyarınca, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan taraf, kusuru daha ağır olmamak şartıyla diğer taraftan nafaka isteyebilir. Eğer nafaka talep eden eş ağır kusurluysa, yoksulluğa düşecek olsa dahi kendisine nafaka bağlanmaz. Konuyla ilgili güncel hesaplama yöntemlerine Boşanmada Nafaka Miktarı Nasıl Belirlenir? Güncel 2026 Rehberi üzerinden ulaşabilirsiniz.

Aşağıdaki tabloda, tarafların kusur derecelerinin boşanmanın en önemli mali sonuçları üzerindeki etkileri karşılaştırmalı olarak özetlenmiştir:

Kusur Derecesi Maddi ve Manevi Tazminat Hakkı Yoksulluk Nafakası Hakkı Örnek Durum
Tam Kusur Tazminat ödemekle yükümlüdür, kendisi tazminat alamaz. Nafaka talep edemez. Zina eylemi kanıtlanan taraf.
Ağır Kusur Diğer tarafa tazminat öder, az kusurlu taraftan tazminat isteyemez. Nafaka alması kural olarak mümkün değildir. Sürekli fiziksel şiddet uygulayan eş.
Eşit Kusur Her iki taraf da tazminat talebinde bulunamaz. Ağır kusurlu olunmadığı için nafaka şartları varsa talep edebilir. Karşılıklı hakaret ve ilgisizlik hali.
Kusursuz / Az Kusur Karşı taraftan tazminat talep etme hakkı vardır. Nafaka talep etme hakkı saklıdır. Şiddete maruz kalan, evlilik yükümlülüklerini yerine getiren eş.

Af Olgusu ve Kusurun Ortadan Kalkması

Boşanma davalarında af olgusu, eşlerden birinin diğerinin kusurlu davranışını kabul ederek evlilik birliğini sürdürmesiyle ortaya çıkan ve geçmişteki kusurları geçersiz kılan hukuki durumdur. Affedilen eylemler, davanın açıldığı tarihte artık bir boşanma sebebi veya kusur unsuru olarak mahkemeye sunulamaz.

Bir davranışın affedildiğinin kabul edilmesi için tarafların barışmış olması veya kusurlu eyleme rağmen evlilik birliğini hiçbir ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin devam ettirmiş olması gerekir. Hukukumuzda af, sadece açık bir sözlü veya yazılı beyanla değil, zımni davranışlarla da gerçekleşebilir. Örneğin, eşinin kendisini aldattığını öğrenen bir kişinin, bu durumdan sonra eşiyle birlikte tatile gitmesi veya evlilik hayatına devam etmesi Yargıtay tarafından zımni af olarak değerlendirilir.

⚠️Dikkat
Af Olgusuna Dikkat Edin: Eşinizin kusurlu bir davranışından sonra evlilik birliğini devam ettirmeniz, tatile gitmeniz veya barışma girişiminde bulunmanız hukuken ‘af’ niteliği taşır. Affedilen ya da hoşgörüyle karşılanan eylemler, daha sonra açılacak çekişmeli boşanma davasında kusur olarak ileri sürülemez.

Uygulamada, eşlerin birbirine yönelik kusurlu davranışlarının kronolojik sırası davanın seyrini tamamen değiştirebilir. Örneğin, fiziksel şiddete maruz kalan bir eşin müşterek konutu terk etmesi, hukuken ‘haksız terk’ olarak değerlendirilmez; zira şiddet eylemi, konutu terk etme davranışını meşrulaştıran öncelikli bir kusurdur. Şiddet uygulayan eş, konutu terk eden eşi kusurlu gösteremez zira kendisi şiddet uygulamak suretiyle konutun terk edilmesine bizzat sebebiyet vermiştir.

Boşanmada Kusur İspatı İçin Hangi Deliller Kullanılır?

Boşanma yargılamasında tarafların iddia ettikleri kusurları hukuka uygun delillerle ispatlaması, davanın lehlerine sonuçlanması açısından en temel yükümlülüktür. Mahkeme sürecinde tanık beyanları, sosyal medya paylaşımları, mesajlaşma kayıtları ve kolluk araştırma raporları sıklıkca kullanılan yasal deliller arasında yer alır.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca, her iki taraf da iddialarını kanıtlamakla yükümlüdür. Ancak burada dikkat edilmesi gereken en hassas nokta, delillerin hukuka uygun yollarla elde edilmiş olmasıdır. Hukuka aykırı şekilde elde edilen deliller, mahkeme tarafından hükme esas alınmadığı gibi, bunu sunan taraf hakkında cezai sorumluluk da doğurabilir. Hukuki süreçlerin nasıl ilerlediğine dair detayları incelemek için Boşanma Sebepleri rehberimizden destek alabilirsiniz.

💡İpucu
Delil Toplama Sınırları: Eşinizin kusurunu ispatlamak amacıyla gizli kamera yerleştirmek, telefonunu dinlemek veya yasadışı casus yazılımlar kullanmak delilin reddedilmesine ve hakkınızda ceza davası açılmasına neden olabilir. Bunun yerine, kamuya açık alanlardaki paylaşımlar, mesajlaşma geçmişleri ve tanık beyanları gibi hukuka uygun delillere odaklanılmalıdır.

Boşanma davasında kusur ispatında en çok kullanılan ve mahkemelerce kabul gören hukuki deliller şunlardır:

  • Tanık Beyanları: Aile içi olayları bizzat gören, duyan veya yakın çevre olan kişilerin mahkeme huzurundaki ifadeleri, kusur tespitinde en önemli araçlardan biridir.
  • Mesajlaşma ve Arama Kayıtları: Eşlerin birbirine gönderdiği hakaret, tehdit veya sadakatsizliği gösteren SMS, WhatsApp ve sosyal medya mesajları.
  • Kolluk Tutanakları: Şiddet olaylarından sonra karakola yansıyan şikayetler, ifade tutanakları ve aile mahkemesinden alınan koruma kararları.
  • Otel ve Ulaşım Kayıtları: Sadakatsizlik iddiasının ispatında, eşin üçüncü bir kişiyle yaptığı otel konaklamaları ve uçuş kayıtları mahkeme kanalıyla celbedilebilir.

Hak Kaybını Önleyen Pratik Adımlar Kontrol Listesi

Boşanma sürecinde hak kaybı yaşamamak ve iddialarınızı yasal çerçevede kanıtlamak için yargılama öncesinde ve sırasında belirli usul kurallarına dikkat etmeniz gerekir. Sürecin doğru yönetilmesi, özellikle tazminat ve nafaka gibi maddi sonuçların lehinize belirlenmesini doğrudan etkileyecektir.

Aşağıda yer alan kontrol listesi, çekişmeli boşanma davasında kusur ispatı sürecinde size yol gösterecek pratik adımlardan oluşmaktadır:

  1. Hukuka uygun delilleri eksiksiz şekilde tasnif edin.
  2. Yaşanan tüm olayları kronolojik bir sırayla yazılı hale getirin.
  3. Tanık listenizi iddialarınızla birebir örtüşecek kişilerden oluşturun.
  4. Hakaret veya tehdit içeren mesajları yedekleyerek koruma altına edin.
  5. Karşı tarafın af savunmasına karşı hazırlıklarınızı yapın.
  6. Mali durum araştırması için banka kayıtlarının celbini isteyin.

Bu süreçte mahkemeye sunulacak belgelerin eksiksiz olması haklılığınızı kanıtlamanın tek yoludur. Hazırlık aşamasında şu belgelerin toplanması tavsiye edilir:

  • Hastane darp raporları (şiddet iddiası varsa)
  • Karakol ifade tutanakları ve koruma kararları
  • Otel konaklama ve uçuş kayıtları (sadakatsizlik durumunda)
  • Banka hesap hareketleri ve tapu bilgileri
  • Sosyal medya paylaşımlarının ekran görüntüleri
  • GSM operatörü arama ve SMS dökümleri

Boşanma davalarında usul kuralları son derece katıdır. İddia ettiğiniz bir kusuru süresi içinde dilekçeler aşamasında ileri sürmezseniz, daha sonra bu iddiayı mahkemeye sunmanız hakkın düşmesi nedeniyle mümkün olmayabilir. Usul hatalarının önüne geçmek adına davanın ilk aşamasından itibaren adımların doğru atılması gerekir. Sürecin baştan sona nasıl işlediğine dair usul kurallarını Boşanma Süreci Adım Adım Nasıl İşler? Baştan Sona Usul Rehberi yazımızdan inceleyebilirsiniz.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata danışınız.

Sıkça Sorulan Sorular

Aldatan eş nafaka alabilir mi?

TMK m. 175 uyarınca, boşanma davasında aldatma (zina) eylemi kanıtlanan ve bu nedenle tam veya ağır kusurlu bulunan eşin yoksulluk nafakası talep etme hakkı kural olarak bulunmamaktadır. Mahkeme, evlilik birliğine sadakatsizlik göstererek ağır kusur işleyen tarafın nafaka taleplerini kesin olarak reddetmektedir.

Eşlerin eşit kusurlu olması halinde tazminata hükmedilir mi?

Aile mahkemesi tarafların eşit kusurlu olduğuna kanaat getirirse, her iki tarafın da maddi ve manevi tazminat taleplerini reddeder. TMK m. 174 kapsamında tazminat talep edebilmek için diğer eşe göre kusursuz veya daha az kusurlu olmak yasal bir zorunluluktur.

Boşanma davası açıldıktan sonraki olaylar kusur tespitinde kullanılır mı?

Hukuk yargılamasında dava açıldığı tarihteki durumlar esas alınır. Dava açıldıktan sonra meydana gelen yeni kusurlu davranışlar, o davada kusur tespiti yapılırken dikkate alınmaz. Yeni gelişen olayların kusur olarak ileri sürülebilmesi ancak yeni bir dava açılması ve davaların birleştirilmesi yoluyla mümkündür.

Eşin ailesine hakaret etmesi boşanmada kusur sayılır mı?

Eşin, diğer tarafın anne, baba veya kardeşlerine yönelik sürekli hakaret etmesi, onları eve kabul etmemesi veya küçük düşürmesi Yargıtay kararlarında evlilik birliğinin sarsılmasında kusurlu bir davranış olarak kabul edilir. Bu davranış, eşin kişilik haklarına saldırı niteliği taşıdığından manevi tazminat nedeni de oluşturabilir.

Fiili ayrılık süresindeki sadakatsizlik kusur sayılır mı?

Boşanma davası devam ederken veya taraflar fiilen ayrı yaşarken eşlerin sadakat yükümlülüğü hukuken devam eder. Fiili ayrılık döneminde başka bir kişiyle duygusal veya fiziksel yakınlık kurulması, devam eden davada veya açılacak yeni bir davada ağır kusur unsuru olarak değerlendirilmektedir.

Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.