Boşanmada mal tasfiyesi davası, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık zamanaşımına tabidir. 1 Ocak 2002 sonrası evliliklerde edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır ve yarı yarıya paylaşım esastır. Kişisel mallar (miras, çeyiz, kişisel eşyalar) tasfiyeye dahil edilmez. Aldatma (zina) durumunda hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki payını azaltabilir veya kaldırabilir.
Boşanmada mal paylaşımı, eşlerin evlilik birliği süresince edindikleri malların tasfiyesi sürecini ifade eder ve yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi kurallarına göre gerçekleştirilir (TMK m. 218). Mal tasfiyesi davası, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmalıdır. Evlilik birliği içinde elde edilen her türlü kazanımın adil bir biçimde bölüştürülmesi, tarafların gelecekteki ekonomik bağımsızlıkları açısından belirleyici bir etkiye sahiptir.
Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi Nedir?
Edinilmiş mallara katılma rejimi, eşlerin evlilik süresince emek vererek elde ettikleri tüm mal varlığı değerleri üzerinde eşit hak sahibi olmalarını öngören yasal mal rejimidir (TMK m. 218). Bu rejimde, her eş diğerinin edindiği malların tasfiye sırasındaki değerinin yarısı üzerinde katılma alacağı hakkına sahip olur.
Türk Medeni Kanunu uyarınca, eşler evlenirken aksine bir sözleşme akdetmemişlerse, evliliğin kurulduğu andan itibaren yasal olarak bu rejime tabi olurlar. Rejimin temel felsefesi, evlilik birliği içinde harcanan emeğin ve sağlanan kazancın taraflar arasında müşterek kabul edilmesidir. Örneğin, eşlerden birinin çalışıp maaş alarak biriktirdiği para ile diğer eşin ev içi emeğiyle aile birliğine katkı sağlaması yasal olarak eşdeğer kabul edilir. Bu nedenle, çalışmayan veya daha az kazanan eşin de evlilik birliği içinde edinilen mallar üzerinde yarı yarıya hakkı bulunur.
Uygulamada, bu mal rejiminin başlangıç tarihi 1 Ocak 2002 olarak belirlenmiştir. Bu tarihten sonra kurulan evliliklerde veya bu tarihten sonra edinilen mallarda doğrudan yasal mal rejimi hükümleri uygulanır. Edinilmiş mallara katılma rejiminin sona ermesi ise, eşlerden birinin ölümü, başka bir mal rejiminin kabul edilmesi veya mahkemece boşanmaya karar verilmesiyle gerçekleşir. Boşanma davası açıldığı andan itibaren, mal rejimi davanın açıldığı tarih itibarıyla geriye etkili olarak sona erer ve bu tarihten sonra edinilen mallar tasfiye hesaplamasına dahil edilmez.
Boşanmada Mal Paylaşımı Davası Ne Zaman Açılır?
Boşanmada mal paylaşımı davası, boşanma davası ile birlikte veya boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren on yıllık zamanaşımı süresi içinde açılabilir. Mahkeme, boşanma davası ile mal tasfiyesi davası birlikte açıldığında, boşanma davasının sonuçlanmasını ve kararın kesinleşmesini bekletici mesele yapmakla yükümlüdür.
Eşlerin mal paylaşımı davasını doğrudan boşanma davası dilekçesiyle talep etmesi hukuken mümkündür; ancak aile mahkemeleri bu iki davayı usul ekonomisi ve yargılamanın hızlı yürümesi gerekçesiyle birbirinden ayırır (tefrik eder). Mal rejiminin tasfiye edilebilmesi için öncelikle evlilik birliğinin boşanma kararıyla resmen son bulmuş olması şarttır. Bu sebeple, mal paylaşımı davası boşanma davası kesinleşene kadar bekletilir ve boşanma davasının reddedilmesi halinde mal paylaşımı davası da konusuz kalır.
1987 yılından bu yana edindiğim mesleki tecrübelerime dayanarak, hak kayıplarının önüne geçebilmek adına mal paylaşımı davasının boşanma davasıyla birlikte veya boşanma davasının hemen ardından açılmasının faydalı olduğunu söyleyebilirim. Zira dava açılmakla birlikte, karşı tarafın üzerindeki mal varlığı değerlerini üçüncü kişilere devretmesini engelleyecek ihtiyati tedbir kararlarının alınması kolaylaşır. Davanın açılması geciktikçe, kötü niyetli eşlerin mal kaçırma girişimleri artış gösterebilmektedir.
Çekişmeli Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?
Çekişmeli boşanmada mal paylaşımı, eşlerin mal rejiminin tasfiyesi konusunda mutabakata varamadığı durumlarda mahkeme kanalıyla yürütülen ve bilirkişi incelemeleriyle şekillenen yargısal bir süreçtir. Hâkim, eşlerin aktif ve pasif mal varlıklarını tespit ederek yasal kurallar çerçevesinde her bir tarafın alacak miktarını hüküm altına bağlar.
Çekişmeli yargılamada süreç, davacı tarafın mahkemeye sunacağı mal varlığı envanteri ile başlar. Mahkeme, ilgili tapu müdürlüklerine, bankalara, Trafik Tescil Şube Müdürlüklerine ve gerekirse vergi dairelerine müzekkereler yazarak tarafların üzerindeki aktif varlıkları resmen sorgular. Bu süreçte eşlerin birbirlerinden gizledikleri hesaplar veya üçüncü şahıslar üzerine muvazaalı (danışıklı) olarak devredilen taşınmazlar da mercek altına alınır. boşanmada gizli banka hesaplarının tespiti usulleri kullanılarak, banka hareketleri geriye dönük olarak incelenir ve tasfiye hesabına eklenir.
Yargılama esnasında mahkeme bünyesinde görevlendirilen nitelikli hesap bilirkişileri, her bir malın karar tarihine en yakın tasfiye değerini esas alarak hesaplama yapar. Çekişmeli davalarda tarafların iddiaları, tanık beyanları ve sundukları deliller titizlikle değerlendirilir. Anlaşmazlıkların çözümü için tarafların profesyonel bir hukuki destek almaları, teknik detayların ve usul kurallarının doğru yönetilebilmesi adına büyük fayda sağlar. Çekişmeli davalar, tarafların uzlaşamaması durumunda boşanma süreci tamamlandıktan sonra da uzun yıllar boyunca devam edebilir.
Boşanma Davasında Mal Paylaşımı Hangi Malları Kapsar?
Boşanma davasında mal paylaşımı, eşlerin evlilik birliğinin kurulmasından davanın açıldığı tarihe kadar edindikleri ve yasal olarak edinilmiş mal statüsünde kabul edilen tüm varlıkları kapsar. Bu süreçte kişisel mallar tasfiye dışı bırakılırken, edinilmiş malların net değeri hesaplanarak taraflar arasında paylaşıma konu edilir.
Paylaşıma tabi tutulacak mallar belirlenirken öncelikle her eşin kendi zilyetliğinde bulunan malların listesi çıkarılır. Edinilmiş malların kapsamı yasada sınırlı sayıda sayılmamış olup, evlilik süresince elde edilen her türlü ekonomik değer bu gruba dahil edilebilir. Örneğin, evlilik içinde alınan konutlar, arsalar, motorlu taşıtlar, banka hesaplarındaki birikimler, altınlar, hisse senetleri, emekli ikramiyeleri ve bireysel emeklilik sistemi (BES) birikimleri edinilmiş mal olarak kabul edilmektedir.
Hangi malların paylaşıma gireceğini ve hangilerinin kişisel mal olarak korunacağını netleştirmek amacıyla aşağıdaki karşılaştırma tablosunu inceleyebilirsiniz.
| Edinilmiş Mallar (Paylaşıma Girenler) | Kişisel Mallar (Paylaşıma Girmeyenler) |
|---|---|
| Çalışma karşılığı elde edilen maaş ve ücretler | Eşlerden birinin yalnızca kişisel kullanımına yarayan eşyalar |
| Sosyal güvenlik kurumlarından yapılan ödemeler | Evlilik öncesinde sahip olunan her türlü mal varlığı |
| Kişisel malların gelirleri (Örn: Miras kalan evin kirası) | Miras yoluyla veya karşılıksız kazandırma ile geçen mallar |
| Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar | Manevi tazminat alacakları ve benzeri kişisel tazminat ödemeleri |
| Edinilmiş malların yerine geçen ikame değerler | Kişisel mallar yerine geçen değerler (Örn: Miras evin satış parası) |
Kişisel Mal ve Edinilmiş Mal Ayrımı Nasıl Yapılır?
Kişisel mal ve edinilmiş mal ayrımı, Türk Medeni Kanunu m. 219 ve m. 220 hükümlerine göre malların edinilme zamanı ile kaynağı esas alınarak yapılır. Evlilik öncesi kazanımlar veya miras yoluyla geçen varlıklar kişisel mal sayılırken, evlilik içi çalışma karşılığı elde edilen gelirler edinilmiş mal kabul edilir.
Yasa koyucu, eşlerin evlilik birliğinden tamamen bağımsız olarak sahip oldukları veya salt kişisel nitelik taşıyan hak ve varlıkları korumayı amaçlamıştır. Bu kapsamda, bir eşin evlenmeden önce kendi birikimiyle satın aldığı taşınmazlar, evlilik birliği içinde dahi olsa kendisine miras kalan arsalar veya bir yakınının bağışladığı paralar kişisel mal hükmündedir. Aynı şekilde, haksız fiil neticesinde eşlerden birinin kazandığı manevi tazminatlar da doğrudan kişisel mal havuzuna dahil edilir ve boşanmada diğer eş bunlardan pay talep edemez.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken en önemli istisnalardan biri, kişisel malların evlilik süresince getirdiği gelirlerdir. Kanun, aksine bir sözleşme yoksa kişisel malların gelirlerini edinilmiş mal olarak kabul eder. Örnek vermek gerekirse, bir eşe babasından miras kalan apartman dairesi kendisinin kişisel malıdır ve tasfiyede paylaşılamaz; fakat evlilik süresince bu daireden elde edilen ve bankada biriken kira gelirleri edinilmiş mal sayılır ve yarı yarıya paylaşıma tabi tutulur. Bu ayrımın doğru yapılması, haksız taleplerin engellenmesi adına son derece kritiktir.
Aldatma Sonucu Boşanma Mal Paylaşımı Nasıl Etkilenir?
Aldatma sonucu boşanma mal paylaşımı süreci, zinanın mahkeme kararıyla kesin bir şekilde ispatlanması halinde kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının azaltılmasına veya tamamen kaldırılmasına yol açabilir. Türk Medeni Kanunu m. 236/2 hükmü, hâkime bu konuda geniş bir takdir yetkisi ve yasal hak tanımaktadır.
Boşanma davalarında taraflar genellikle kusur durumunun mal paylaşımına doğrudan etki edeceğini düşünürler. Ancak kural olarak, geçimsizlik, hakaret veya ilgisizlik gibi genel boşanma sebeplerinde kusurlu olan tarafın mal paylaşımındaki hakkı eksilmez. Kusur oranları yalnızca nafaka, maddi ve manevi tazminat taleplerinde belirleyicidir (boşanmada maddi ve manevi tazminat). Mal tasfiyesinde kusurun pay oranını etkilemesi, yalnızca özel boşanma sebeplerinden olan zina (aldatma) ve hayata kast durumlarında söz konusu olur.
Aldatma nedeniyle açılan boşanma davasında hâkim, zina olgusunu sabit bulur ve boşanma kararını bu gerekçeye dayandırırsa, diğer eşin talebi doğrultusunda kusurlu eşin edinilmiş mallardan alacağı payı (artık değeri) azaltabilir veya tamamen ortadan kaldırabilir. Bu durumda, aldatan eş evlilik birliği içinde kendi çalışmasıyla elde ettiği malların dahi tamamını veya büyük kısmını kaybedebilir. Sürecin bu şekilde sonuçlanabilmesi için boşanma davasının münhasıran zina sebebine dayalı olarak açılmış ve kazanılmış olması gerekmektedir. Genel nedenlerle açılan davalarda aldatma iddiası ileri sürülse bile bu özel madde hükmü doğrudan uygulanamaz. Bu husustaki kusur dengeleri hakkında detaylı bilgi için özel ve genel boşanma sebepleri başlıklı içeriğimizi inceleyebilirsiniz.
Evlilik Öncesi Alınan ve Kredisi Evlilikte Ödenen Ev Nasıl Paylaşılır?
Evlilik öncesi satın alınan ancak kredisi evlilik birliği süresince ödenmeye devam eden taşınmazların paylaşımında, ödeme dönemleri ve kullanılan kaynakların niteliği esas alınır. Evlilik öncesi ödemeler ile evlilik içi yapılan ödemelerin oranları hesaplanarak kişisel mal ve edinilmiş mal katkısı ayrı ayrı belirlenir.
Bu gibi durumlarda taşınmazın mülkiyeti, tapuda adı yazılı olan ve evlilik öncesinde evi satın alan eşe ait kalmaya devam eder. Taşınmaz tamamen paylaşıma girmez; ancak evlilik birliği kurulduktan sonra ödenen kredi taksitleri, aksi ispatlanmadığı sürece eşlerin edinilmiş mallarından (örneğin maaşlarından) ödenmiş kabul edilir. Dolayısıyla, tapu sahibi olmayan eş, evlilik süresince ödenen kredi taksitlerinin toplamı içindeki kendi hakkı oranında bir katılma alacağı ve değer artış payı talep etme hakkı kazanır.
Bu hesaplama metodolojilerini ve Yargıtay’ın güncel içtihatlarını kaleme aldığım “Türk Medeni Kanununda Mal Rejimleri ve Tasfiyesi” adlı kitabımda da detaylandırdığım üzere, değer artış payı hesaplanırken taşınmazın tasfiye tarihindeki güncel rayiç değeri esas alınır. Evlilik içinde ödenen toplam kredi miktarının, evin satın alım tarihindeki toplam maliyetine (satış bedeli + kredi faizleri dahil) oranı bulunur. Bu oran, evin karar tarihindeki güncel piyasa değeriyle çarpılarak toplam edinilmiş mal katkısı tespit edilir ve çıkan tutarın yarısı diğer eşe katılma alacağı olarak ödenir.
Şirket Hisseleri ve Ticari Kazançlar Boşanmada Nasıl Bölüşülür?
Şirket hisseleri ve ticari kazançların boşanma sürecindeki tasfiyesi, şirketin kuruluş tarihi ile hisselerin edinilmesinde kullanılan kaynağın türüne göre değişiklik gösterir. Evlilik birliği içinde edinilmiş mallarla kurulan veya büyütülen şirketlerdeki hisselerin tasfiye tarihindeki gerçek piyasa değeri üzerinden katılma alacağı hesabı gerçekleştirilir.
Eşlerden birinin evlilikten önce sahip olduğu bir şirket veya hisse senedi varsa, bu hisseler kendisinin kişisel malı sayılmaya devam eder. Ancak evlilik birliği süresince bu şirketten elde edilen kâr payları (temettüler) ve şirketin kazandığı değer artışları edinilmiş mal kategorisine girer. Eğer şirket evlilik içinde, tarafların birikimleri veya maaşları ile kurulmuşsa, şirketin aktif ve pasif değerleri, marka değeri, demirbaşları ve müşteri portföyü dahi hesaplanarak gerçek ticari değeri bilirkişi marifetiyle ortaya çıkarılır.
Uygulamada, şirket tasfiyeleri teknik açıdan en zorlu süreçlerden biridir. Zira şirket sahibi olan eş, boşanma davası gündeme geldiğinde şirket bilançolarını düşük gösterme, kâr dağıtımı yapmama veya şirket aktiflerini muvazaalı borçlarla boşaltma eğilimine girebilir. Bu gibi durumlarda, ticaret mahkemesi bilirkişileri ve mali müşavirler aracılığıyla şirketin defterleri, vergi beyannameleri ve banka hesapları geriye dönük incelenmeli, gerçek ticari öz değer saptanmalıdır. Konuyla ilgili eşlerin borç sorumlulukları için Boşanma Davasında Eşin Borclarindan Kim Sorumludur 2026 Kapsamli Rehberi incelenebilir.
2002 Öncesi Evliliklerde Mal Paylaşımı Hangi Kurallara Tabidir?
1 Ocak 2002 tarihinden önce gerçekleştirilen evliliklerde edinilen malların tasfiyesinde, o tarihte yürürlükte olan yasal mal ayrılığı rejimi kuralları uygulanır. Bu eski dönemde alınan mallar, tapuda veya sicilde adı yazılı olan eşin kişisel malı sayılır ve diğer eş ancak katkısını ispatlayarak hak talep edebilir.
743 Sayılı eski Türk Kanunu Medenisi döneminde geçerli olan mal ayrılığı rejiminde, eşlerin evlilik içinde edindikleri mallar üzerinde karşılıklı bir ortaklık hakkı bulunmamaktaydı. Örneğin, 1995 yılında evlenen bir çiftin 1998 yılında satın aldığı konut tapuda koca adına tescil edilmişse, bu konut tamamen kocanın mülkiyetinde kalır. Kadının bu taşınmaz üzerinde hak iddia edebilmesi için, satın alma aşamasında kendi kişisel varlığıyla (çeyiz, ziynet eşyası satışı veya miras kalan para ile) doğrudan maddi bir katkı sağladığını ispatlaması gerekir.
Eğer evlilik 2002 yılından önce kurulmuş ve halen devam ediyorsa, iki kademeli bir tasfiye yapılır. 1 Ocak 2002 tarihine kadar edinilen mallar eski kanuna göre (mal ayrılığı kurallarıyla), bu tarihten sonra edinilen mallar ise yeni kanuna göre (edinilmiş mallara katılma rejimi kurallarıyla) tasfiye edilir. Eski dönem için talep edilecek alacak türüne “katkı payı alacağı” denir ve burada ispat yükü, katkı sağladığını iddia eden eşin üzerindedir. Ziynet eşyalarının paylaşımına dair uyuşmazlıklarda ise Boşanmada Ziynet Eşyaları Kime Ait 2026 İspat ve Dava Rehberi incelenmelidir.
Tasfiye Sürecinde Değer Artış Payı ve Katkı Payı Alacağı Nasıl Hesaplanır?
Tasfiye sürecinde değer artış payı ve katkı payı alacağı hesaplaması, bir eşin diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına yaptığı karşılıksız katkıların tespitiyle yapılır. Katkı payında evlilik öncesi kurallar, değer artış payında ise 2002 sonrası yasal mal rejiminin güncel değerleme esasları uygulanır.
Değer artış payı alacağı (TMK m. 227), eşlerden birinin diğerine ait bir mal varlığına, kendi kişisel malından (örneğin miras kalan parasından veya evlenmeden önceki birikiminden) hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunması durumunda doğar. Bu alacak türünde, malın tasfiye anındaki güncel değeri üzerinden oranlama yapılarak bir ödeme gerçekleştirilir. Katkı sağlayan eş, malın değer kazanması durumunda bu artı değerden de pay alır; ancak mal değer kaybetmişse başlangıçtaki katkı miktarı aynen korunur.
Katkı payı alacağı ise genellikle 2002 öncesi satın alınan mallara yapılan katkıları veya mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemleri kapsar. Bu hesaplamalarda enflasyon, altın fiyatlarındaki değişimler veya döviz kurları dikkate alınarak katkı miktarının güncel alım gücü belirlenir. Mahkemeler bu karmaşık matematiksel işlemleri çözmek için uzman aktüerya veya mülk değerleme bilirkişilerinden rapor almak zorundadır.
Mal Kaçırmayı Önlemek İçin İhtiyati Tedbir Kararı Nasıl Alınır?
Mal kaçırmayı önlemek amacıyla ihtiyati tedbir kararı, mal rejiminin tasfiyesi davasında hak kaybına uğranmaması için mahkemeden talep edilen geçici bir hukuki koruma önlemidir. Hâkim, davanın başında taşınmazların tapu kaydına veya araçların siciline üçüncü kişilere devrinin engellenmesi yönünde şerh konulmasına karar verebilir.
Boşanma sürecinde en sık karşılaşılan sorunlardan biri, kötü niyetli eşlerin üzerlerine kayıtlı olan ev, arsa, araç veya şirket hisselerini alelacele akrabalarına ya da güvendikleri üçüncü kişilere devretmeleridir. Bu durum, dava kazanılsa dahi ortada tahsil edilebilecek bir mal varlığı kalmamasına yol açar. Bunu engellemenin yolu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 389 ve devamı hükümleri uyarınca, mal paylaşımı davası dilekçesiyle birlikte mahkemeden derhal ihtiyati tedbir talep etmektir.
İhtiyati tedbir kararı talep edilirken, davanın esasına yönelik haklılığın yaklaşık olarak ispat edilmesi istenir. Hâkim, davacının hak kaybına uğrama riskinin varlığını gördüğünde, genellikle teminatlı veya teminatsız olarak taşınmazların tapu kaydına “davalıdır” şerhi işlenmesine ve üçüncü kişilere devrinin yasaklanmasına karar verir. Bu şerh sayesinde, dava sonuna kadar malların güvenliği sağlanmış olur. Ev eşyalarının bölüşülmesi süreci ise taşınmazlardan farklı kurallara tabi olup, detayları için boşanmada ev eşyalarının paylaşımı rehberimizden faydalanabilirsiniz.
Boşanmada Mal Tasfiyesi Sürecinde Hak Kaybını Önlemek İçin Atılacak Adımlar
Boşanmada mal tasfiyesi sürecinde hak kaybını önlemek amacıyla atılacak adımlar, evlilik süresince edinilen tüm mal varlığının eksiksiz tespit edilmesini ve yasal sürelerin kaçırılmamasını gerektirir. Sürecin doğru yönetilmesi, tarafların tasfiye sonrasında karşılaşabilecekleri ekonomik kayıpların ve hak mahrumiyetlerinin önüne geçilmesinde en temel güvencedir.
Sürecin sağlıklı bir biçimde yürütülebilmesi adına davanın başında ve devamında şu adımların atılması gerekmektedir:
- Evlilik süresince edinilen tüm taşınmazların tapu bilgilerini ve araçların ruhsat fotokopilerini temin edin.
- Eşinizin aktif olarak kullandığı banka hesaplarının hangi şubelerde olduğunu belirleyin ve mahkemeden sorgulanmasını talep edin.
- Eşinizin ortak olduğu şirketlerin ticaret sicil kayıtlarını ve güncel ortaklık paylarını gösteren belgeleri dosyaya sunun.
- Mal kaçırma şüphesi taşıyan şüpheli hesap hareketlerini ve geçmişe dönük mülk satışlarını geriye dönük olarak araştırın.
- Anlaşmalı boşanma protokolü imzalanacaksa, haklarınızdan açıkça feragat etmediğinizden emin olmak için taslak metni bir hukukçuya inceletin.
Mal paylaşımı davası açarken gerekli olan evrakların eksiksiz hazırlanması yargılamanın seyrini hızlandırır. Mahkemeye sunulacak delil listesinde bulunması gereken temel belgeler şunlardır:
- Taşınmazlara ait güncel tapu kayıtları ve imar durum belgeleri
- Motorlu taşıt tescil belgeleri ve plaka bilgileri
- Banka hesap cüzdanları, hesap dökümleri ve vadeli mevduat bilgileri
- Evlilik öncesine ait kişisel malların varlığını kanıtlayan fatura, mirasçılık belgesi veya bağış sözleşmeleri
- Kredi ödemelerini gösteren banka dekontları ve borç kapama belgeleri
Boşanma ve mal paylaşımı davalarında haklarınızın korunması ve karmaşık hesaplamaların yasalara uygun yapılması için deneyimli bir boşanma avukatı ile çalışılması, davanın her aşamasında haklarınızı güvence altına alacaktır. Mal rejimi davalarında usul hataları, davanın reddedilmesine veya fahiş harç masraflarıyla karşılaşılmasına sebebiyet verebilir. Bu nedenle, davanın her aşamasında hukuki kurallara ve usul ilkelerine tam uyum gözetilmelidir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata danışınız.
Sıkça Sorulan Sorular
Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı nasıl yapılır?
Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı, tarafların hazırlayacağı anlaşmalı boşanma protokolü çerçevesinde serbestçe belirlenir. Eşler, hangi malın kime kalacağını, ne miktarda nakit ödeme yapılacağını protokole yazarak mahkemeye sunar ve hâkimin bu protokolü onaylamasıyla tasfiye tamamlanır.
Miras kalan mallar boşanmada paylaşıma dahil edilir mi?
Miras yoluyla kalan taşınmazlar, araçlar veya paralar Türk Medeni Kanunu uyarınca doğrudan kişisel mal kabul edilir. Bu nedenle miras kalan varlıklar boşanmada mal paylaşımına dahil edilmez; ancak evlilik süresince bu miras mallardan elde edilen kira veya faiz gibi gelirler edinilmiş mal sayılarak paylaştırılır.
Boşanmada evlilik öncesi birikimler nasıl değerlendirilir?
Evlilik tarihinden önce sahip olunan her türlü nakit birikim, altın veya mülk kişisel mal statüsündedir. Bu birikimlerin boşanma davasındaki tasfiyeye dahil edilmesi hukuken mümkün değildir. Ancak bu birikimlerin evlilik içinde kullanılarak yeni bir mal alınması durumunda katkı oranlarının hesaplanması gerekir.
Eşlerin evlilik içindeki kişisel borçları mal paylaşımını etkiler mi?
Eşlerin kendi kişisel işleri veya harcamaları nedeniyle edindikleri borçlar, yalnızca borçlu olan eşi bağlar. Mal tasfiyesi hesaplanırken, edinilmiş bir malın borcu (örneğin ev kredisi) o malın aktif değerinden düşülerek net artık değer bulunur; ancak eşlerin kişisel borçları diğer eşin hakkını azaltamaz.
Düğünde takılan ziynet eşyaları mal paylaşımında kime kalır?
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, düğünde takılan ziynet eşyaları (altınlar, bilezikler, takılar) kural olarak kadına ait kişisel mal sayılır. Düğünde takıların damada takılmış olması veya ortak harcamalara harcanmış olması bu kuralı değiştirmez; harcanan altınların aynen veya nakden kadına iadesi zorunludur.
Mal paylaşımı davasında bilirkişi raporuna itiraz edilebilir mi?
Mahkemece atanan hesap veya mülk değerleme bilirkişisinin hazırladığı rapora, tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içinde itiraz edilebilir. Raporda hesap hatası, eksik inceleme veya rayiç bedel tespiti hataları varsa gerekçeleriyle birlikte yeni bir ek rapor alınması veya yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulması talep edilir.