Boşanma Sürecinde Çocuğu Görme Hakkı Nasıl Kullanılır? Güncel 2026 Rehberi

Boşanma Sürecinde Çocuğu Görme Hakkı Nasıl Kullanılır? Güncel 2026 Rehberi

Boşanma davası açıldığında hâkim, çocukla velayeti almayan taraf arasında geçici kişisel ilişki takvimi kurar. Anlaşmalı boşanmada bu süreler protokolde serbestçe ancak çocuğun üstün yararına uygun olarak kararlaştırılır. Görüşmenin engellenmesi durumunda ADMİM vasıtasıyla çocuk teslimi süreci işletilir ve bu durum velayetin değiştirilmesi davasına konu edilebilir.

Boşanma davası devam ederken veya boşanma kararı sonrasında velayet kendisine verilmeyen tarafın çocukla bağını sürdürebilmesi için kişisel ilişki kurulması zorunludur. Mahkeme, davanın açılmasıyla birlikte geçici kişisel ilişki takvimini resen düzenleyerek tarafların çocukla görüşmesini güvence altına alır (TMK m. 169). Bu hak, yalnızca anne veya babanın tatmin edilmesi amacını taşımaz; aksine çocuğun ruhsal gelişimi için her iki ebeveyniyle de sağlıklı bağlar kurmasını hedefler.

Eşlerin boşanma aşamasında düştükleri en sık hatalardan biri, çocukla görüşme hakkını bir ceza veya ödüllendirme mekanizması olarak kullanmaktır. 35 yılı aşkın mesleki tecrübemiz göstermektedir ki, dava süresince çocuk üzerinden yürütülen çekişmeler hem yargılama sürecini uzatmakta hem de çocuğun psikolojisinde onarılmaz yaralar açmaktadır. İstanbul Barosu bünyesinde yürüttüğüm çalışmalarda da gözlemlediğim üzere, mahkemeler çocuğun ebeveynleriyle olan ilişkisini korumak konusunda son derece hassastır.

Boşanma Sürecinde Çocuğu Görme Hakkı

Boşanma sürecinde çocuğu görme hakkı, Türk Medeni Kanunu kapsamında çocuk ile velayeti kendisinde bulunmayan anne veya baba arasında kurulan kişisel ilişki olarak tanımlanır. Bu hak, davanın açıldığı tarihten itibaren başlar ve boşanma kararının kesinleşmesinden sonra da devam eder. Kanun koyucu, velayet hakkı kendisine verilmeyen tarafın çocukla bağının kopmamasını kamu düzeninden saymıştır.

Yargılama esnasında aile mahkemesi hâkimi, davanın taraflarının kusur durumuna bakmaksızın çocukla kişisel ilişki takvimi kurmak zorundadır. Örneğin, eşine şiddet uyguladığı veya sadakatsizlik ettiği iddia edilen bir babanın dahi, çocuğun güvenliği tehlikede olmadığı sürece, çocukla görüşme hakkı tamamen ortadan kaldırılamaz. Mahkeme gerekirse görüşmelerin bir uzman gözetiminde veya belirli sınırlamalarla yapılmasına karar verebilir ancak hakkın özüne dokunamaz.

Uygulamada, davanın başında talep edilmese bile hâkimin bu konuda resen yani kendiliğinden karar vermesi gerekir. İstanbul'daki yoğun aile mahkemelerinde tensip zaptı düzenlenirken bu kararın alınması atlanabilmektedir. Bu nedenle davanın açılmasıyla birlikte mahkemeden derhal geçici kişisel ilişki kurulması yönünde ara karar talep edilmesi, sürecin sağlıklı başlaması adına kritik bir adımdır.

Dava Sürerken Geçici Kişisel İlişki

Dava sürerken geçici kişisel ilişki, boşanma davasının açılmasından nihai kararın kesinleşmesine kadar geçen süreçte çocuğun velayeti geçici olarak kendisinde olmayan ebeveynle görüşmesini sağlayan hukuki düzenlemedir. Aile mahkemesi hâkimi, davanın başlangıcında hazırlanan tensip zaptıyla veya yargılama sırasında taraflardan birinin talebi üzerine bu geçici ilişkiyi kurar. Bu süreçte verilen kararlar geçici nitelikte olup davanın seyrine ve uzman raporlarına göre her zaman değiştirilebilir.

Geçici kişisel ilişki kurulurken çocuğun yaşı, okul durumu, anneye muhtaç olup olmadığı ve tarafların ikametgah adreslerinin birbirine olan uzaklığı göz önünde bulundurulur. Mahkeme genellikle ayın belirli hafta sonları (örneğin birinci ve üçüncü hafta sonları cumartesi sabahından pazar akşamına kadar), dini bayramların ikinci günleri ve yaz tatilinde belirli haftaları kapsayacak şekilde bir takvim belirler.

ℹ️Bilgi
Geçici Kişisel İlişki Talebi: Davanın açıldığı mahkemeden ara karar ile geçici kişisel ilişki takvimi talep edilirken çocuğun güncel okul programı, kurs saatleri ve tarafların çalışma koşulları dilekçede somut olarak belirtilmelidir. Bu durum, uygulanabilir ve ihtilaf yaratmayacak bir takvimin kurulmasını kolaylaştırır.

Eğer geçici kişisel ilişki kararı verilmesine rağmen velayet sahibi eş çocuğu göstermiyorsa, bu durum geçici karar olmasına bakılmaksızın yasal yollarla icra edilebilir. Boşanma süreci adım adım nasıl işler başlıklı rehberimizde detaylandırdığımız üzere, mahkemenin verdiği her türlü geçici tedbir kararı, davanın esasına yönelik kararlar gibi bağlayıcıdır ve uyulmaması cezai yaptırımları beraberinde getirir.

Boşanma Davasında Babanın Çocuğu Görme Hakkı

Boşanma davasında babanın çocuğu görme hakkı, anne ile baba arasındaki hukuki eşitlik ilkesinin ve çocuğun çift ebeveynli büyüme hakkının bir gereğidir. Toplumdaki genel algının aksine, velayetin çoğunlukla anneye verilmesi babanın çocukla ilişkisinin zayıflatılabileceği anlamına gelmez. Türk aile hukuku uygulamalarında babanın çocukla geçireceği zamanın kalitesi ve sürekliliği mahkemelerce titizlikle korunur.

Yargılama sürecinde babanın çocukla kişisel ilişki kurma talebi değerlendirilirken mahkeme bünyesindeki pedagog, psikolog ve sosyal çalışmacılardan oluşan uzman heyet bir rapor hazırlar. Bu rapora Sosyal İnceleme Raporu (SİR) adı verilir. Uzmanlar baba ile çocuğun iletişimini, babanın yaşam koşullarını ve çocuğun babaya olan bağını inceleyerek görüş günleri hakkında öneride bulunur. Hâkim, haklı gerekçeler olmadıkça bu uzman raporundaki tavsiyelere uygun olarak karar verir.

Babanın çocukla kişisel ilişkisi kurulurken sıklıkla karşılaşılan direnç, annenin babayı cezalandırmak amacıyla çocuğu göstermek istememesidir. Ancak babanın çocukla görüşmesinin engellenmesi, annenin velayet görevini kötüye kullandığına dair en güçlü delillerden biridir. Bu gibi durumlarda, davanın yürütüldüğü mahkemeye delilleriyle başvurularak tedbirin değiştirilmesi veya annenin uyarılması talep edilmelidir. Konu hakkında daha detaylı bilgi için Çocuğun Velayetini Nasıl Alırım 2026 Şartları ve Süreci başlıklı çalışmayı inceleyebilirsiniz.

Anlaşmalı Boşanmada Çocuğu Görme Süresi

Anlaşmalı boşanmada çocuğu görme süresi, tarafların üzerinde mutabık kaldıkları ve mahkemeye sundukları anlaşmalı boşanma protokolünde serbestçe kararlaştırılabilir. Ancak bu serbestlik sınırsız değildir; tarafların belirlediği sürelerin çocuğun eğitim, sağlık ve gelişim haklarını zedelememesi gerekir. Aile mahkemesi hâkimi, protokoldeki kişisel ilişki maddelerini çocuğun menfaatine aykırı bulursa bizzat müdahale ederek değiştirilmesini isteyebilir.

Protokolde belirlenecek sürelerin net, yoruma kapalı ve gelecekteki olası ihtilafları önleyecek şekilde yazılması şarttır. Örneğin "Baba çocuğu dilediği zaman görebilir" şeklindeki muğlak ifadeler mahkemeler tarafından kabul edilmez. Bunun yerine gün, saat ve teslim yerlerinin açıkça belirtilmesi gerekir. Örnek bir kişisel ilişki takvimi şu şekilde kurgulanabilir:

  • Her ayın birinci ve üçüncü haftası cuma günü saat 18:00'den pazar günü saat 18:00'e kadar yatılı olacak şekilde,
  • Dini bayramların ikinci günü saat 09:00'dan üçüncü günü saat 18:00'e kadar,
  • Çocuğun doğum günlerinde, çift yıllarda babada, tek yıllarda annede kalacak şekilde,
  • Her yıl temmuz ayının 1. günü saat 09:00'dan temmuz ayının 30. günü saat 18:00'e kadar kesintisiz olarak.

Anlaşmalı boşanma sürecinin hukuki sınırları ve protokol hazırlama teknikleri hakkında bilgi edinmek için Anlaşmalı Boşanma Şartları Nelerdir? Protokol ve Duruşma Rehberi yazımızdan faydalanabilirsiniz. Protokolün profesyonelce hazırlanması, sonraki yıllarda yaşanacak uyuşmazlıkların önüne geçmenin tek yoludur.

Anlaşmalı Boşanmalarda Babanın Çocuğu Görme Hakkı

Anlaşmalı boşanmalarda babanın çocuğu görme hakkı, tarafların ortak iradesiyle şekillense de yasal sınırların dışına çıkamaz. Boşanma aşamasında olan çiftler bazen babanın çocukla hiç görüşmemesi veya çok kısıtlı görüşmesi karşılığında nafaka miktarında indirim yapılması gibi hukuken geçersiz anlaşmalar yapabilmektedir. Kamu düzenini ilgilendiren çocukla kişisel ilişki hakkından feragat edilmesi yasal olarak mümkün değildir.

Hâkim, anlaşmalı boşanma duruşmasında tarafları bizzat dinlerken babanın çocukla görüşme günlerinin yeterli olup olmadığını denetler. Eğer babanın çocukla ilişkisi çok dar bir süreye sıkıştırılmışsa ve bu durum çocuğun gelişimine aykırıysa, hâkim protokolün bu maddesini onaylamayacaktır. Tarafların anlaşmalı boşanma davasının nasıl yürütüldüğünü kavraması, bu tür onay engellerine takılmamak adına önemlidir. Sürece dair pratik adımlar için Anlaşmalı Boşanma Nasıl Olur rehberini okumanızı öneririm.

Anlaşmalı boşanma sonrasında hayat şartlarının değişmesi (örneğin babanın iş durumunun veya ikametgahının değişmesi) halinde, protokolde yazılı olan sürelerin değiştirilmesi için her zaman aile mahkemesinde "kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi davası" açılabilir. Anlaşmalı boşanılmış olması, belirlenen sürelerin ömür boyu sabit kalacağı anlamına gelmez.

Çocuğun Yaş Gruplarına Göre Görme Günlerinin Belirlenmesi

Kişisel ilişki kurulurken en belirleyici unsur çocuğun yaşıdır. Yaş gruplarına göre çocuğun ihtiyaçları, anneye olan bağımlılığı ve algı düzeyi değiştiği için mahkemeler standart bir takvim uygulamak yerine yaşa özel düzenlemeler yapar. Bebeklik döneminde annenin emzirme ve bakım fonksiyonu ön plandadır, bu nedenle bu dönemde yatılı kişisel ilişki kurulması hukuken tercih edilmez.

Çocuğun gelişim evrelerine göre mahkemelerin benimsediği genel kriterler aşağıdaki gibidir:

  1. 0-3 Yaş Grubu (Bebeklik Dönemi): Bu dönemde çocuk anne şefkatine ve bakımına yüksek düzeyde muhtaçtır. Kişisel ilişki genellikle haftada birkaç gün, yatısız ve birkaç saatlik sürelerle (örneğin cumartesi günleri 13:00 – 16:00 arası) kurulur. Çocuğun babayı unutmaması için sık ama kısa süreli görüşmeler tercih edilir.
  2. 3-6 Yaş Grubu (Okul Öncesi Dönem): Çocuğun tuvalet alışkanlığını kazandığı, kendisini ifade edebildiği ve anneden bağımsız hareket edebildiği dönemdir. Bu dönemde pedagolojik uygunluk varsa ayda bir veya iki kez, sadece cumartesi günleri yatılı kalacak şekilde kişisel ilişki kurulabilir.
  3. 6 Yaş ve Üzeri (Okul Çağı): Çocuk artık okul düzenine sahip, sosyal bir bireydir. Hafta sonlarının cuma akşamından pazar akşamına kadar yatılı olarak geçirilmesi, sömestr tatilinin yarısı ve yaz tatilinin en az bir ayı velayet sahibi olmayan tarafla geçirilmesi standart uygulama haline gelir.

Çocuğu Göstermeyen Eşe Karşı Yapılacak Hukuki İşlemler

Mahkemenin verdiği geçici veya kesinleşmiş kişisel ilişki kararına rağmen velayet sahibi eşin çocuğu göstermemesi, doğrudan kanun ihlalidir. Bu durumda velayeti elinde bulundurmayan anne veya baba, yasal haklarını kullanarak resmi kurumlar aracılığıyla çocuğun teslimini talep etmek zorundadır. Eski uygulamada icra müdürlükleri vasıtasıyla yapılan çocuk teslimi, yapılan yasal değişikliklerle artık tamamen insani koşullara uygun olarak yürütülmektedir.

⚠️Dikkat
Çocuk Tesliminde Yeni Dönem: Çocuk teslimi işlemleri artık İcra Müdürlükleri tarafından değil, Adalet Bakanlığı bünyesindeki Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri (ADMİM) tarafından uzmanlar (pedagog, psikolog) eşliğinde ve çocuk teslim merkezlerinde gerçekleştirilmektedir. Bu süreçte çocuk haciz konusu bir eşya gibi muamele görmez.

Çocuğunu göremeyen ebeveynin izlemesi gereken yasal prosedür şu şekildedir:

  • Mahkeme kararının (ara karar veya kesinleşmiş ilam) bir örneği ile birlikte ilgili Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü'ne başvurulur.
  • Müdürlük bünyesindeki uzmanlar, velayet sahibi eşle iletişime geçerek çocuğu belirlenen gün ve saatte teslim etmesini ihtar eder.
  • Belirtilen günde çocuk teslim edilmezse, uzmanlar ve kolluk kuvvetleri eşliğinde çocuğun bulunduğu adrese gidilerek teslim işlemi gerçekleştirilir.
  • Çocuk teslimine muhalefet eden, çocuğu saklayan veya göstermeyen eş hakkında İcra ve İflas Kanunu ile Çocuk Koruma Kanunu hükümleri uyarınca disiplin hapsi talebiyle şikayette bulunulabilir.

Ayrıca çocuğun düzenli olarak gösterilmemesi durumunda, çocuğun geçimi için ödenen iştirak nafakasının da hukuki durumu tartışmalı hale gelebilir. Boşanma davasında çocuğa nafaka ne kadar ödenir başlıklı yazımızda velayet, nafaka ve kişisel ilişkinin birbirine olan etkilerini ayrıntılı olarak ele aldık.

Kişisel İlişki Kurulmasının Engellenmesi Velayetin Değiştirilmesi Sebebi midir?

Evet, kişisel ilişki kurulmasının sürekli ve kasıtlı olarak engellenmesi, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre velayetin değiştirilmesi davasının en temel gerekçelerinden biridir. Velayet hakkı, anneye veya babaya çocuk üzerinde mutlak ve sınırsız bir egemenlik yetkisi vermez. Velayet sahibi eş, çocuğun diğer ebeveyniyle sağlıklı bir ilişki kurmasını kolaylaştırmak ve bu ilişkiyi desteklemekle yükümlüdür.

Yargıtay kararlarında, çocuğun diğer ebeveyne gösterilmemesi, çocukta "ebeveyne yabancılaşma sendromu" yaratılması ve diğer taraf aleyhine sistematik kara propaganda yapılması, velayet görevinin kötüye kullanılması olarak kabul edilmektedir. Hâkim, velayetin değiştirilmesi davasında çocuğun üstün yararını gözeterek, sürekli engelleme yapan taraftan velayeti alıp diğer tarafa verebilir.

Uygulamada bu davanın kazanılabilmesi için engelleme eylemlerinin süreklilik arz ettiğinin ve yasal yollarla (ADMİM tutanakları, karakol şikayetleri, tanık beyanları) tespit edildiğinin kanıtlanması gerekir. Tek bir kez yaşanan gecikme veya haklı bir mazerete (hastalık vb.) dayanan göstermeme durumu velayetin değiştirilmesi için yeterli sebep oluşturmaz.

Yatılı Kalma Hakkı Hangi Koşullarda ve Ne Zaman Başlar?

Çocuğun velayet sahibi olmayan anne veya babayla yatılı kalması, kişisel ilişkinin en ileri aşamasıdır. Yatılı kalma hakkı, çocuğun gelişimsel durumu, psikolojik olgunluğu ve tarafların barınma koşullarına göre belirlenir. Mahkemeler genellikle çocuğun anne bakım ve şefkatine doğrudan bağımlı olduğu bebeklik döneminin sona ermesini bekler.

Genel uygulama olarak, çocuk 3 yaşını doldurduktan sonra pedagojik inceleme olumlu sonuç verirse hafta sonları bir gecelik yatılı kalma takvimi kurulabilir. 6 yaşından sonra ise bu süre iki geceye çıkarılabilir. Ancak babanın veya velayeti almayan annenin çocuğun kalacağı evde çocuk için uygun bir yatak odası, hijyenik koşullar ve güvenli bir ortam hazırlamış olması şarttır. Mahkeme uzmanları Sosyal İnceleme Raporu hazırlarken bu fiziki koşulları da yerinde inceleyerek rapora yansıtırlar.

Eğer çocukta ciddi bir sağlık sorunu, özel bakım gerektiren bir engel durumu varsa veya velayet sahibi olmayan tarafın yaşam tarzı çocuğun fiziksel/moral gelişimini tehlikeye sokuyorsa (örneğin ağır alkol veya uyuşturucu bağımlılığı, çocuğa şiddet eğilimi), mahkeme yatılı kalma hakkını tamamen engelleyebilir ve görüşmeleri sadece gündüz saatleriyle sınırlayabilir.

Resmi Tatillerde, Sömestr ve Yaz Tatilinde Çocukla Görüşme Takvimi

Boşanma kararının ardından çocuğun sadece hafta sonları değil, resmi tatiller, dini bayramlar, sömestr (yarıyıl) ve yaz tatillerinde de velayeti almayan tarafla vakit geçirmesi yasal bir zorunluluktur. Bu takvim, çocuğun okul hayatı ile ebeveynlerinin tatil planları arasında bir denge kuracak şekilde mahkeme kararıyla yapılandırılır.

Aşağıdaki tabloda, Türkiye'deki aile mahkemelerinin genellikle kabul ettiği ve standart kişisel ilişki kararlarında yer alan tatil dönemi paylaşım esasları yer almaktadır. Bu süreler, davanın koşullarına göre esnetilebilir.

Tatil Dönemi Velayet Sahibi Olmayan Tarafın Görüşme Süresi Uygulama Esası
Sömestr (Yarıyıl) Tatili Tatilin 1. günü saat 09:00'dan 7. günü saat 17:00'ye kadar Her yıl kesintisiz olarak yarıyıl tatilinin ilk haftası
Yaz Tatili Her yıl 1 Temmuz saat 09:00 – 30 Temmuz saat 18:00 arası Çocuğun yaşına göre 15 gün ile 30 gün arasında değişir
Ramazan Bayramı Bayramın 2. günü saat 09:00'dan 3. günü saat 18:00'e kadar Çift yıllarda veya tek yıllarda dönüşümlü uygulanabilir
Kurban Bayramı Bayramın 2. günü saat 09:00'dan 4. günü saat 18:00'e kadar Ramazan Bayramı ile dönüşümlü olarak planlanır
Çocuğun Doğum Günü Doğum günü saat 10:00 ile 17:00 arasında yatısız Genellikle tek yıllarda anne, çift yıllarda baba olarak bölünür

Bu takvim belirlenirken tarafların tatil dönemlerinde seyahat özgürlüğü de saklıdır. Ancak velayet sahibi olmayan taraf, çocukla yurt dışına çıkmak istiyorsa velayet sahibinin muvafakatini (yazılı onayını) almak veya mahkemeden bu konuda özel bir izin kararı çıkartmak zorundadır. Boşanmada çocuk kimde kalır başlıklı çalışmamızda velayet hakkının sınırlarını ve seyahat özgürlüğü üzerindeki etkilerini incelemiştik.

Hak Kaybını Önlemek İçin Süreç Yönetimi Kontrol Listesi

Boşanma davası esnasında çocukla kişisel ilişki kurma sürecinde hak kaybı yaşamak istemeyen tarafların, davanın başından sonuna kadar soğukkanlı ve yasal prosedürlere uygun hareket etmesi gerekir. İstanbul'da, özellikle Başakşehir ve çevre ilçelerdeki aile mahkemelerinde yürüttüğümüz dosyalarda edindiğimiz deneyimler çerçevesinde hazırladığımız adımları dikkatle takip etmeniz önerilir. Bu konuda bölgesel dinamikleri anlamak adına dilerseniz Başakşehir Boşanma Avukatı 2026 sayfamızı da inceleyebilirsiniz.

Süreçte atılması gereken temel adımlar şu şekildedir:

  1. Davanın Açılmasıyla Birlikte Tedbir Talep Edin: Tensip zaptı ile birlikte çocukla geçici kişisel ilişki kurulmasını mahkemeden yazılı olarak isteyin.
  2. Engelleme Eylemlerini Resmi Kayıt Altına Alın: Çocuğun gösterilmediği her günü mesaj, WhatsApp yazışması veya ADMİM tutanakları ile belgeleyin.
  3. Pedagojik İncelemeye Hazırlıklı Olun: Sosyal İnceleme Raporu için evinize gelecek uzmanlara çocuğun yaşam alanını eksiksiz gösterin ve çocukla olan bağınızı samimi şekilde yansıtın.
  4. Kişisel İlişkiyi İcra Etmekten Çekinmeyin: Karşı tarafın rızasıyla çocuğu alamıyorsanız, ADMİM kanalıyla resmi teslim sürecini başlatarak yasal hakkınızı kullanın.
  5. Protokol Maddelerini Netleştirin: Anlaşmalı boşanıyorsanız kişisel ilişki günlerini saatine ve teslim yerine kadar protokole açıkça yazın.

Çocuğun üstün yararı, her türlü ebeveyn çekişmesinin üstündedir. Yargılama sürecinde haklarınızı korurken çocuğun ruhsal dengesini bozmayacak şekilde hareket etmek, davanın neticesini de doğrudan olumlu etkileyecektir. Bu süreçte atılacak her hatalı adım, ileride velayetin kaybedilmesi veya kişisel ilişkinin kısıtlanması gibi ağır sonuçlar doğurabilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata danışınız.

Sıkça Sorulan Sorular

Boşanma davası sürerken anne çocuğu göstermezse baba ne yapmalıdır?

Babanın derhal davanın açıldığı mahkemeye başvurarak geçici kişisel ilişki kurulması yönünde ara karar talep etmesi gerekir. Ara karar çıktıktan sonra, annenin engellemeye devam etmesi durumunda Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü vasıtasıyla çocuk teslimi süreci işletilerek görüşme resmi yolla gerçekleştirilir.

Çocuğu göstermeyen anneye hapis cezası verilir mi?

Mahkemenin kişisel ilişki kararına uymayan ve çocuğu göstermemekte direnen velayet sahibi eşe karşı, Çocuk Koruma Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca disiplin hapsi uygulanabilir. Bunun için ADMİM aracılığıyla yapılan teslim girişiminin engellendiğinin resmi tutanakla tespit edilmesi şarttır.

Bebeklik döneminde babanın yatılı görme hakkı var mıdır?

0-3 yaş arası bebeklik döneminde çocuk anne şefkatine ve bakımına muhtaç kabul edildiğinden, mahkemeler genellikle yatılı kişisel ilişki kurmaz. Bu dönemde babanın çocuğu haftada birkaç gün, belirli saatler arasında yatısız olarak görmesine karar verilir.

Çocuk kendisi istemezse kişisel ilişki hakkı engellenebilir mi?

Çocuğun görüşmek istememesi tek başına yeterli bir gerekçe değildir. Mahkeme uzmanları (pedagoglar), çocuğun bu isteksizliğinin arkasında velayet sahibi ebeveynin yönlendirmesi veya manipülasyonu olup olmadığını araştırır. Eğer çocuğun üstün yararını zedeleyen bir durum yoksa görüşmelerin devamına karar verilir.

Yaz tatilinde çocukla ne kadar süre kişisel ilişki kurulur?

Okul çağındaki çocuklarda (6 yaş ve üzeri) yaz tatili dönemi için genellikle her yıl temmuz veya ağustos ayında 15 gün ile 30 gün arasında kesintisiz yatılı kişisel ilişki süresi tanınır. Bu süre boyunca çocuk velayet sahibi olmayan ebeveynle kalır.

Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.